Tanzimat Donemi: Kadin ve Erkek Kiyafeti

Tanzimat Donemi: Kadin Kiyafeti

 

Türk kadının sokak ayakkabıları bile süslü olurdu.Erkekler yüzükten başka mücevher kullanmazlardı ama kadınlar kocalarının varlıklarına göre yüzük, küpe, köstek, kolye, bilezik, saçların arasına takılan mücevher ve başlıkların etrafına sarılan çevrenin üstüne taktıkları inci dizileri gibi bir çok mücevher kullanılırdı. Fakir kadınların baş örtülerinin kenarını süsledikleri altın paralar ile taktıkları altın küpe ve bilezikler ailenin bütün  servetini teşkil ederdi.

 

Bu devirde İstanbul Türk kadının en önemli üstlüğü feracedir. Çuhadan veya keşmirden yapılan bu uzun üst elbisesinin renkleri hususundaki moda 1814 ile 1843 arasındaki otuz yıllık bir dönemde pek fazla değişmemişti. Ekseriyetle koyu mavi, koyu yeşil veya erguvani renkler tercih edilmiştir. Zenci kadınlar ise sarı renkli feraceler giyiyorlardı. Ermeni ve Rum kadınlarının oldukça açık ve hafif giyinmelerine mukabil Türk kadınları İslami tesettür anlayışına uygun olarak vücut hatlarını mümkün mertebe gizleyen bol elbiseler içindeydiler.Türk kadınlarının feracelerine Tanzimatı takip eden yıllarda pembe, gri, kül ve fıstıki renkte olanları da ilave edilmiştir.Ferace Avrupa modasının Türk zevkine göre uydurulmuş şekli idi.Hanımlar ampir mantoları ferace haline getiriyorlardı.

 

Müslüman kadınlar sarı  Ermeni ve Yahudi kadınlar siyah ve kahverengi pabuçlar giyiyorlardı.

 

Sultan Mahmud devrinden itibaren Beyoğlu modistraları Arnavut Köyünde, Yenikapı'da, Tarabya’da, Büyükdere'de, Kadıköy'ünde oturan ve en kibar konaklardan orta hallilere kadar bütün evlere girip çıkabilen Rum kızlar vasıtası ile Paris ve Londra modalarını İstanbul hanımlarına beğendirmeye çalışıyorlardı.

 

Aşk münasebetlerinin nadiren görüldüğü daha önceki dönemlerde, ev ev dolaşarak kıymetli kumaşlar, mücevherler, kokular, şekerlemeler satan ve harem dairelerine girebilen Yahudi ve Ermeni kadınlar bu hususta arabuluculuk yaparlardı.Tanzimat sonrasında kadının yavaş yavaş cemiyet içinde daha çok serbestiyekazanmasına bağlı olarak , aşk münasebetlerinde de anlaşma vasıtaları değişikliğe uğramıştır. Yüzyılın sonlarına doğru İstanbul'un hayatını anlatan Ahmed Rasim, sembol hareketlerle yapılan bir mükameleyi şöyle tasvir ediyor “Sarılayım manasına göğsünü kavuşturuyor” yanıyorum demesini bilmiyormuş gibi düğmelerini çözüyor, teşekkür için parmaklarıyla saçlarını düzeltiyor.. Aşırma temennaları, yelpaze sallayışlar, yüz açıp kapamalar, mektup atmalar, mendil kapışlar"

 

Türk kadını kendisine yabancı olan korse ile ilk defa Sultan Abdûlmecid döneminde tanışmıştır.Padişah yapılacak bir düğün şenliği için bütün saray kadınlarının Frenk usulü korseler giymelerini emretmiştir. Sultan Abdûlmecid'in ve çevresinin kadınının Avrupai tarzda giyimlerine müteallik gayretleri üst tabaka kadınlarında tesirini göstermiş ve tamamıyla olmasa bile orta tabaka hanımlarına da bazı yönleri ile sirayet etmiştir. Ancak bu tarz giyim muhafazakar orta ve alt tabaka kadınlarının husumetini celbediyor,vapurlarda ve ona benzer umumi yerlerde alaylı ve öfkeli tepkiler meydana geliyordu.Bir çok erkekler ise Avrupai giyinen kadınlara laf atıyorlardı.

 

Yaşmak ve ferace iki sene içinde tarihe karışmış ,1892'de de bir çarşaf modası başlamıştı. Ancak hükümet bu kıyafete karşı tavır almış, İstanbul polisi elinde makas ile iki sene boyunca çarşaflıların etek ve pelerinlerini kesmiştir.

 

Tanzimat Donemi :Erkek Kiyafeti

 

İlk Nizam-ı Cedid birliği 1794'te kurulunca Bostani Neferatından asker yazılan 1600 kişi Fransız ordusunda kullanılan mavi bere ve kırmızı elbiseden üniforma giymeye başladılar.

 

Tanzimattan önce çizme veya sarı pabuç giyme hakkı yalnız Türklerindi.Ermeniler kırmızı, Rumlar mavi, Yahudiler siyah pabuç giyerlerdi.Parlak ve zengin kıyafetler de yalnız Türklere mahsustu.Renk hususunda evler bile ayrıma tabi tutuluyor,Türk evleri çok canlı, diğerleri donuk, mat renklerle boyanıyordu.Tanzimatla beraber, İmparatorluğun tebaasından olan herkes ceket pantolon ve mavi ipek püsküllü kırmızı fes giyme hakkına sahip olmuştur.Eskiden bir eşitsizliğin işareti olan cilalı çizmeler de yavaş yavaş terk edilmeye başlandı,

 

Tanzimatçı Türk, fotoğrafını çektirir, Fransızca konuşur ve tiyatroya giderdi.Kısaca gazete tesbihin,sigara çubuğun, şarap iyi suyun, yaylı araba arabanın , piyano davulun ,Fransız grameri Arap sarf ve nahvinin , kargir ev ahşap evin yerini almaya başlamıştır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !